AP Türkiye müzakerelerini askıya alınmasını kabul etti

11

Avrupa Parlamentosu’nda yapılan oylamada Türkiye’nin AB müzakerelerinin askıya alınması önerisi meclis üyelerine sunuldu. parlamenterler müzakerelerin durdurulması yönünde oy kullandı.

Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakerelerinin askıya alınması çağrısı yapan raporu kabul etti. Rapor 370’e karşı 109 oyla kabul edildi.

PİRİ: İNSAN HAKLARI İÇİN DAHA FAZLA ŞEY YAPILMALI

Raporu, parlamentonun Türkiye raportörü Kati Piri hazırladı. Piri, oylama sürecinden önce yaptığı basın toplantısında, Türkiye ile müzakere sürecinin tamamen durdurulmasının değil, askıya alınmasının önerildiğinin altını çizdi. Piri, Avrupalı liderlerin Gümrük Birliği, ticaret ve fonlar gibi araçları kullanarak Türkiye’ye insan hakları ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla baskı yapma çağrısında da bulundu.

İLK KEZ ASKIYA ALMA ÇAĞRISI

Raporun onaylanmasıyla, Avrupa Parlamentosu ilk kez üyelik sürecindeki aday bir ülke ile müzakerelerin askıya alınması çağrısı yapmış oldu. Bununla birlikte, parlamento oylaması sembolik önem taşıyor; Avrupa Komisyonu üzerinde bağlayıcı yetkisi bulunmuyor.

HÜKÜMETTEN İLK TEPKİ

AP’nin kararına Hükümetten ilk tepki AK Parti’den geldi. AK Parti sözcüsü eski Ömer Çelik hukuksuz karara ilişkin “Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile müzakerelerin askıya alınmasını öneren Türkiye Raporu’nu kabul etmiş. Bizim açımızdan değersiz, hükümsüz ve itibarsız bir karar bu. Bu itibarsız karar, AP’nin artık aşırı sağın ideolojik güdümüne girdiğinin ilan edilmesidir. AP demokratik gelişmeye açık ve destekleyici kararlar almaktan uzaklaştı. Aşırı sağın dar penceresinden bakıyor dünyaya.” ifadelerini kullandı.

İŞTE DETAYLAR

Avrupa Parlamentosu (AP) 2018 Türkiye Raporu‘nda “Avrupa Birliği’nin Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması” çağrısında bulundu.

Hollandalı AP üyesi Kati Piri tarafından hazırlanan “2018 Türkiye Raporu” Strazburg’daki Genel Kurulda oylandı.

“Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye ile katılım müzakerelerini resmen askıya alması” önerisinin yer aldığı rapor, 109’a karşı 370 oyla kabul edildi. 143 parlamenter ise çekimser kaldı.

Tavsiye niteliği taşıyan ve bağlayıcılığı bulunmayan raporda, Türkiye’nin tepkisini çeken çok sayıda unsur sıralandı.

Raporda, “İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü ve yolsuzlukla mücadele” konularında Türkiye’ye yönelik eleştiriler sıralanırken, Kıbrıs sorunuyla ilgili bölümde her yıl olduğu gibi, büyük ölçüde Rum ve Yunan tezlerine yer verildi.

Ankara’nın Güney Kıbrıs Rum yönetimine yönelik politikalarının eleştirildiği raporda, “Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığına son vermesi” çağrısında bulunuldu.

Raporda, Türkiye’nin Suriyeli göçmenlere yönelik politikasından övgüyle bahsedilirken, Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri operasyonların ise “endişe verici olduğu” kaydedildi.

FETÖ operasyonlarına tepki

Raporda, Türkiye’de OHAL’in kaldırılmasından memnuniyet duyulduğu belirtilse de FETÖ operasyonları kapsamındaki “uzun tutukluluk süreleri ve kötü muameleden” endişe duyulduğu ifade edildi.

Türkiye’nin yurt dışındaki FETÖ örgütü mensuplarına yönelik operasyonlarından da “üzüntü duyulduğu” belirtilen raporda, bu kapsamda Diyanet çalışanlarının istihbarat amaçlı kullanıldığı ileri sürüldü.

Türkiye ve Ermenistan’a ilişkilerin normalleştirilmesi çağrısında bulunulan raporda, “İki ülke arasındaki sınır kapısının açılmasının ilişkilerin gelişmesine etki edebileceği” vurgulandı.

Öte yandan raporda, Ankara yönetimine Akkuyu Nükleer Santrali inşaatını durdurması çağrısında bulunuldu.

AP raporunda, Türkiye’ye verilen üyelik öncesi AB fonlarının da gözden geçirilmesi gerektiği belirtilerek bu fonların doğrudan Türkiye’deki sivil toplum için kullanılması ve Erasmus programındaki öğrenciler, akademi dünyası ve gazetecilerle ilgili programlara yatırılması savunuldu.

Raporda ayrıca Ayasofya’nın camiye dönüştürülmemesi vurgusu yapıldı.

Olumlu hususlar oldukça az

Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin Türkiye ile AB arasında “zaten güçlü olan bağların” daha da güçlenmesine vesile olacağına dikkat çekilen raporda, bu nedenle “kapının açık tutulması” tavsiyesinde bulunuldu. Raporda, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin “Türkiye’deki insan hakları reformlarının teşvik edilmesinde bir araç olarak kullanılması gerektiği” belirtildi.

Türk vatandaşlarına yönelik taahhüt edilen vize serbestisinin önemine işaret edilen raporda, bundan özellikle öğrencilerin, akademisyenlerin, iş insanlarının ve AB ülkelerinde akrabaları olanların fayda göreceği vurgulandı.

Raporda, AB üyeleri ile Türkiye arasındaki yakın diyaloğun sürdürülmesinin önemine değinilerek dış politika, savunma ve güvenlik alanlarındaki iş birliğinin artırılmasının teşvik edildiği kaydedildi.

Türkiye’nin NATO’nun uzun zamandır üyesi olduğu anımsatılan raporda, Türkiye’nin jeostratejik konumu dolayısıyla Avrupa’nın ve bölgenin güvenliğinde önemli rol oynadığı belirtildi.

Raporda, Türkiye ve AB’nin NATO şemsiyesi altında stratejik konularda iş birliğini sürdürdüğü kaydedildi.

PKK’ya kınama

“Terör örgütü PKK’nın Türkiye’de yeniden şiddet eylemlerine başvurmasını sert biçimde kınıyoruz.” ifadelerine yer verilen raporda, örgütün 2002’den bu yana AB’nin terör listesinde olduğu hatırlatıldı.

Raporda, Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşın ardından ortaya çıkan göç krizinin çözümünde önemli rol oynadığına işaret edilerek “Türk halkı 3,5 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yaparak büyük bir misafirperverlik gösterdi. Türkiye’deki mültecilerin bir milyonu okul çağında ve bunların yüzde 60’ı okula devam edebiliyor.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Piri’nin Türkiye’ye karşı “çifte standardı”

Piri, AP seçimlerinin mayıs sonunda yapılacak olması dolayısıyla son Türkiye raporunu hazırlamış oldu.

Türkiye tarafından taraflı ve ön yargılı olarak nitelendirilen Piri’nin hazırladığı önceki yıllık raporlar da benzer nitelik taşıyordu.

Özellikle, “PKK’nın Avrupa’ya tehdit oluşturmadığı” yönündeki açıklamasıyla tartışmaya yol açan Piri’ye Türkiye sert tepki göstermişti.

Dışişleri Bakanlığı söz konusu ifadelere “çifte standart ve ikiyüzlülüğün itirafı” şeklinde yanıt vermişti.

AP’nin “Türkiye ile müzakereler askıya alınsın” çağrısı AB üyesi ülkelerin tamamının görüşünü yansıtmıyor ve bağlayıcılığı bulunmuyor.

Dört yıl aranın ardından AB-Türkiye Ortaklık Konseyi toplanıyor

Ankara ile Brüksel arasındaki diplomasi trafiği ise AP raporundaki çağrının aksine hız kesmiyor.

AB ile Türkiye arasındaki en yüksek karar organı olan “Ortaklık Konseyi” toplantısı yaklaşık 4 yıl aranın ardından 15 Mart’ta Brüksel’de yapılacak.

Toplantıya Türkiye’den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB kanadından Yüksek Temsilci Federica Mogherini başkanlık edecek.

AB ile kurumsal diyaloğun devamı ve çeşitlendirilmesi bakımından önemli olan toplantıya AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn da katılacak.

Taraflar, bölgesel konular ve ikili ilişkileri kapsamlı şekilde değerlendirme fırsatı bulacak. Bu kapsamda vize serbestisi, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, katılım sürecinde gelinen nokta, terörle mücadelede iş birliği gibi konuların ele alınması bekleniyor.

Paylaş