BİZ İNANIRIZ…

79

Bekir Bozdağ 11 Eylül tarihli açıklamasında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a ABD’de açılan dava ve tutuklama kararı hakkında “Türkiye ile İran arasındaki ticarette uluslararası hukuka aykırı hiç bir unsur yoktur. Zafer Çağlayan bakan olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarlarını savunmuştur ve yaptığı işlemlerde hiç bir hukuka aykırılık yoktur” dedi.

Devlete ait bir bankanın Genel Müdür yardımcısı Amerika Birleşik Devleti’nde tutuklu. Eski Bakan Yurt dışına çıkamaz durumda. Dünyanın takip ettiği, bildiği, davalar açtığı konularda bizim siyasiler ele geçirdikleri yargıyla kendileri haklarında dava açamaz konuma getirdiler. Suçlarını ise FETÖ örgütüne yıktılar. Allah nasıl olsa affeder de diyorlar. Ulema dedikleri takımdan “yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvalarını da alıyorlar. Sonra pişkin pişkin kameraların karşına geçip her şeyin hukuka uygun olduğunu söylüyorlar.

Biz de inanıyoruz…

HAYALLERİNDEKİ NESİL…

Milli Eğitim Bakanlığı birilerinin hayalinde ki nesilleri yetiştirmek için her zamanki gibi harika bir müfredatı hayatımıza soktu. “ Kocanıza itaat edin, ateistle evlenmeyin” ana fikirli bu müfredat ile 1500 yıl önce Arabistan çölünün ortasındaki dünyayı günümüze taşıma başarısını göstermek için gece gündüz çalışarak yüzyılların birikimlerini bir kez daha yok saydılar. Bu zihniyete de çocuklarımız emanet…

YENİ ÖĞRETİM YILI BAŞLAMASIN…

Türkiye’ nin herhalde yarısı şu günlerde okulların açılması ile meşgul. Bu muhteşem eğitim sisteminde pek az kişi-veli eğitim amaçlı kaygılar güdüyor. Velilerin ve öğrencilerin çoğu sistemin ve günlük hayatın rutinini yaşıyor.

Ankara’da bir tanıdığımız henüz ilkokula başlayacak olan oğlunu ilk öğretmeninden kurtarmaya çalışıyor. Öğretmen, artık özgürlükler ülkesi olan yeni Türkiye’nin türbanlı öğretmeni. Arkadaşımız;

  • 7 Yaşındaki bir çocuğa rol model olacak öğretmenin – hayatın ve devletin sembolü olacak olan bir figürün- insanın, türbanlı olmaması, çağdaş bir görünümde olması gerektiğini söylüyor.

  • Öğretmenin dini inançlarını ön plana koyarak, ve inancının gerektirdiği şekilde evrensellikten uzak bir düşünce yapısı ile çocuklara yaklaşma ihtimali olduğunu görüyor.

  • 10 yaşın altındaki çocukların somut düşünce yapısı içinde olduğu ve türbanlı bir öğretmenin bu somut düşünce yapısı içerisindeki çocuğa, dinsel soyut düşünceler aktararak çocuğun ruhsal yapısını bozacağından endişe ediyor.

  • Sınıf ortamında öğretmenin dini literatürü kullanarak, çocuğun kullandığı günlük dili bozacağından rahatsız oluyor.

  • Algısı açıkken bir çocuğun, bütün dikkati öğretmeninde iken, bir iki kelime veya cümle ile çocuğun hayata bakışını, kendi düşünce sistemine göre değiştirebileceğini bildiği için karşı çıkıyor.

  • Çocuğun önemseyeceği öğretmen figürü ile annesini ve çevresini ( -öğretmenim kapalı sen-siz neden açıksınız vb. ) yanlış ve zararlı bir şekilde sorgulamasını istemiyor.

  • Her şeyden önce türbanın, bugün Türkiye’yi ele geçiren gericiliğin simgesi olduğunu biliyor.

Çocuğu kurtaramadı…

Paylaş