Herkes Beni Hastayım Sanıyor, Yastayım Hiç Kimse Bilmiyor…

149

Yaşamımız boyunca çeşitli alanlarda, çeşitli sebeplerle kayıplar yaşarız. Sevilen bir kişinin ciddi bir şekilde hastalanması, ölümü, ebeveynlerin boşanması, işin/eşin kaybedilmesi, arkadaşla küsmek, ülke/şehir değişikliği, bir hastalıkla yüzleşmek ve buna bağlı olarak bazı yetilerle birlikte sağlığın kaybı…bu liste çok uzun olabilir. Hatta yaşamımıza başlama sebebimiz olan doğum bile anne rahminin güvenli ortamının kaybıdır aslında…

İşte bu yaşanılan kayıplardan sonra kişiler “yas” dediğimiz, doğal olarak bazı duygular yaşarlar ve bazı tepkiler verirler. Vamık Volkan yası kaybın herhangi bir çeşidine karşı verilen psikolojik yanıt veya iç dünya ile gerçeklik arasında uyum sağlamak için yapılan uzlaşma olarak tanımlar. Başka bir deyişle yas sürecinin kaybın getirdiği acıyla baş edebilmemiz için doğal ve gerekli bir süreç olduğunu da söylemek isterim.

Elizabeth Kübler Ross’a göre yas süreci kişinin büyüme dönemidir ve yas sürecinde olan kişi bazı evrelerden geçer.

1.Evre-Yadsıma: Kayba verilen ilk tepki geçici bir şok durumudur ve kısa süre sonra kaybolur. İlk uyuşukluk hissi geçip kişi kendisini biraz toparlamaya başlayınca ‘Hayır, bu bana olamaz’ şeklinde tepkiler verebilir. Gerçekle yüzleşmekten kaçınan birey, sosyal ilişkilerden de kaçınabilir.

2.Evre-Öfke: Olayın yadsınması artık varlığını koruyamaz hale gelir ve kişi ‘Evet, bu benim başıma geldi.’ gerçeğini kavrar; ancak bu kez ‘Neden ben?’ sorusunu sorar. Bu evrede bireyin yaşadığı, çevresindekilere ve Tanrı’ya yönelttiği öfke, nefret, içerleme gibi duygulardır.

3.Evre-Pazarlık: Üzücü gerçekle ilk anda yüzleşemeyen ve daha sonra insanlara ve Tanrı’ya öfke duyan birey, olayı ertelemek için bir tür anlaşma yapmaya çalışabilir.

4.Evre-Depresyon: Bu evreye gelen kişi artık yaşadığı durumu yadsıyamaz hale gelmiştir. Öfke ve erteleme çabalarının da ardından kişi bir çökkünlük durumuna girer.

5.Evre-Kabullenme: Bu evrede yeni durumun artık kabullenildiği ve gerekli uyumun gerçekleştiği söylenebilir.

Yas süreci tamamen kişiye özgü yaşanır, herkes bu evreleri yaşar ancak kendilerine özgü biçimlerde… Yasın normal süreci içerisinde yaşanamadığı durumlarda, yaşam sürecinde karşılaşılan uyarıcılara bağlı olarak tekrar çok ağır ve uzun süren yas tepkileri ortaya çıkabilir. Örneğin cenaze esnasında kişilere sakinleştirici verilip uyuşturulmaları yasın sağlıklı bir şekilde yaşanmasını engellerken, kişinin yaşayamadığı yasının daha sonra daha tehlikeli bir biçimde ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Tabi ki bu süreçte kayıp yaşayan kişiler için; etrafında destek, güven ve rahatlık sağlayacak, ihtiyaç duyduğunda yanında olacağını bildiği, güvensizlik, çaresizlik ve anlamsızlık duygularıyla baş etmeye yardımcı olacak kişilerin varlığı çok önemlidir. Önceki araştırmalara göre sosyal desteğin sadece var olduğunun algılanması bile, tek başına stresi azaltıcı etkiye sahiptir.

Var olan olumsuzluğu kabul edip onun varlığıyla birlikte nasıl en iyi şekilde yaşayabiliriz, yaşamımızı en iyi şekilde nasıl yaşayabiliriz…Bunun cevabını bulmak için bizlerden destek almaya çekinmeyiniz.

Tanıdığımız en güzel insanlar hezimeti, acıyı, mücadeleyi, kaybetmeyi bilen, en dibe batsa da yüzeye çıkmanın yollarını bulanlardır. Bu insanlarda onları şefkatle, anlayışla ve derin sevgiyle dolduran minnettarlık, hassasiyet ve yaşam algısı vardır. Güzel insanlar bir anda güzel olmazlar.” Elizabeth Kübler Ross

Paylaş