Savaş peşinde değiliz

6

Washington – Tahran hattındaki gerilimin had safhaya çıktığı ve savaş söylemlerinin arttığı bir ortamda İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’den tansiyonu düşürücü bir açıklama geldi. Hamaney, ülkesinin ABD ile bir savaş istemediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Meclis Başkanı Ali Laricani başta olmak üzere İran’ın önde gelen siyasi ve askeri yetkilileriyle bir araya gelen Hamaney, burada yaptığı konuşmada, İran’ın da ABD’nin de savaş peşinde olmadığını dile getirdi.

Hamaney, söz konusu mücadelenin “iradelerin çarpışması” olduğunu belirterek, “Bizim irademiz daha güçlüdür. İran halkı ABD’ye karşı direniş seçeneğini benimsemiştir ve bu mücadelede ABD geri adım atmak zorunda kalacaktır. Bu askeri bir mücadele değildir, çünkü savaş olmayacak. Savaşın olması ABD’nin de çıkarına değil, bunu çok iyi biliyorlar.” ifadelerini kullandı.

İran’ın içinde bazı kişilerin müzakere etmenin sakıncalı olmadığı yönünde görüş bildirdiğine dikkati çeken Hamaney, “ABD bugünkü tavrını sürdürdükçe müzakere olmaz. Mevcut Amerikan yönetimiyle yapılacak müzakere, iki kere zehirdir. Müzakere yani muamele ve alışveriş ancak ABD’nin hedef aldığı bizim güçlü yönümüzdür.” diye konuştu.

“Nükleer anlaşma bir daha müzakere edilmeyecek”

Ülkesinin daha önce yapılan nükleer anlaşmayı bir daha hiçbir koşulda müzakere etmeyeceğinin altını çizen dini lider, ayrıca İran’da bilinçli ve aydın hiç kimsenin yeni bir müzakere peşinde olmadığını salık verdi.

Hamaney konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Savunma silahlarınızla ilgili müzakere yapalım ve neden bu kadar menzilli füze üretiyorsunuz, menzilini düşürün’ diyorlar. ‘Eğer biz sizi vurursak üslerimizi vuracak güce sahip olmayın ve cevap verebilecek seviyeye gelmeyin’ diyorlar. Ayrıca ‘bölgedeki stratejik derinliğiniz ile ilgili konuşalım ve bundan vazgeçin’ diyorlar. Hesapçı adamlarla yapılacak müzakere temelden yanlıştır, kaldı ki bunlar hesapçı adamlar da değil ve hiçbir şeye bağlı kalmıyorlar.”

“Onların da sorunları var ve o kadar güçlü değiller”

ABD’nin içeride sosyal ve ekonomik birçok krizle karşı karşıya kaldığını ifade eden İran lideri, “Hükümetin durumu da tutarlılık arz etmiyor, bir adam çıkıp bir şey söylüyor öbür gün başka biri çıkıp onun tersini dile getiriyor. Düşmanı o kadar büyütmeyin. Düşman güçsüzdür, zavallıdır ve çaresizdir denilemez ancak onların da sorunları var ve o kadar güçlü değiller.” değerlendirmesinde bulundu.

Hamaney ayrıca hem ABD’nin hem de Avrupa Birliği ülkelerinin Asya ülkelerine karşı yürüttükleri siyasetin kendi zararlarına neticelendiğini belirterek, “ABD’de uzmanlar bu baskıların İran’da ekonomik bir sıçramaya neden olacağı konusunda uyarılarda bulunuyor.” şeklinde konuştu.

Trump, “İran’a karşı 120 bin asker” iddiasını reddetti

Bu arada ABD Başkanı Donald Trump, New York Times gazetesinde yer alan, “ABD, İran tehdidine karşı bölgeye 120 bin asker göndermeye hazırlanıyor” yönündeki haberin doğru olmadığını belirtti.

Beyaz Saray’da gündemi değerlendiren Trump, gazetenin haberine atıfla, “Kesinlikle yalan haber. Bölgeye asker gönderme işini yapardım ancak böyle bir şeyi planlamadık. Umarım planlamak zorunda da kalmayız. Eğer planlamış olsaydık bundan daha fazla asker gönderirdik.”

“Daha fazla asker gönderirdik”

Trump’ın İran’a karşı 120 bin asker gönderme gibi bir plan yapmadıklarını belirtmesine rağmen, “eğer planlamış olsaydık daha fazla asker gönderirdik” şeklindeki açıklaması, ABD‘nin İran’la askeri bir karşılaşma ihtimalini göz ardı etmediği şeklinde yorumlandı.

Trump söz konusu iddiayı yalanlarken, Pentagon’dan konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Gazetede dün yer alan ve adı açıklanmayan üst düzey ABD’li yetkililere dayandırılan haberde, geçen perşembe günü ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan’in Trump’ın üst düzey güvenlik danışmanlarına “İran tehdidine karşı bölgeye 120 bin asker gönderme planını da içeren bir sunum yaptığı” iddia edilmişti.

ABD Başkanı Trump, konuya ilişkin dün yaptığı son açıklamada, İran’ın ABD’ye karşı herhangi bir adım atması durumunda karşılığının “ağır” olacağını söylemişti.

Paylaş