Tadına Doyulmayan Lezzet DEDİKODU

331

Avare insanların asırlar boyu trendi aslında dedikodu.Ama Kıbrıs’ta bir başkadır. Namık Kemal bile Kıbrıs’ındedikodusuna değinmiş, hatta serzenişte bulunmuştur. EyNamık Kemal senin gözlemlediğin şu dedikodu tümçirkinliği ile devam etmektedir. Öyle görünüyor ki devam da edecektir. İnsanlar kendi iç dünyalarını değitirmedikçe de abesle iştigal etmeye devam edeceklerdir. Çünkü iç dünyasıalabora olmuş bireylerin kendilerine bulduklarımeşgalelerden biridir dedikodu. İç dünyası aydınlıkbireylerin ise yapacak çok işleri vardır. Onlar kendileri veiçinde yaşadıkları toplum için değer üretmektedirler. Bununyanında yaptıkları davranışların, söyledikleri sözlerin de sorumluluğunu taşımaktadırlar.

İslam’ın kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim de dedikoduyadeğinmekte hatta kul hakkından söz etmektedir. Dedikoduyagıybet de deniyor ve Hucurat Suresinin 12. ayetinde şöyleifade ediliyor: “Siz ey iman edenler! Birbiriniz hakkındazandan şiddetle kaçının! Unutmayın ki zannın bir kısmı ağırbir vebaldir! Birbirinizin gizliliklerini de asla araştırmayınve arkanızdan birbirinizi çekiştirmeyin! İçinizde ölükardeşinin etini yemekten hoşlanan biri var mı? Bakıntiksindiniz işte! O halde Allah’tan korkun…” HümezeSuresinin ilk ayetinde de “gizli-açık, arkadan-önden, sürekliiftira atıp kara çalan, çekiştirip ayıp kusur arayan herkeskendine yazık etmiştir” ifadesi yer almaktadır.

Burada ifade edilen nokta kanımca dedikoduyu yapanın da yapılan kişinin de ruhunda ciddi yaraların açılabileceği vesosyal yaşamın da çürüyebileceğidir. Bir insanın onurunuyerlere sermek onu çiğ çiğ yemektir aslında. Yiyen kişininde vampirden farkı yoktur. Bununla birlikte birini çekiştiripdurmak o kişideki o özelliklere sahip olamama ve gizlidengizliye sahip olma isteği olabileceği gibi başkalarınıdeğersizleştirerek, küçük görerek, göstererek o kişiüzerinden kendini yüceltmek, iyi ve değerlihissettirebilecektir dedikoduyu yapana.

Dedikodu başkalarını kınamak, çekiştirmek üzereyapılan konuşmadır. Birinin bir kusurunu arkadansöylemektir. Dedikodusu yapılan kişi bunu duyduğu zamanmutsuz huzursuz olacağı şekilde bir anmadır bu. Dahavahim olan ise söylenenlerin aslında kişide bulunmamadurumunun da olabilirliğidir. Bu durumda bu kişi iftirayauğramaktadır.

Kıbrıs’ta dedikodunun bir yaşam biçimi şeklini aldığınıdüşünüyorum. Dedikodunuzun yapılması için birine birşeyyapmaya hiç gerek yok. Sizin bir özelliğiniz karşıdaki kişiiçin yeterli olabilir. Çocukların, gençlerin bile acımasızcadedikodusunun yapıldığını çok gördüm. Herhangi bir şeyiçin herhangi bir damga karşıdakinin saldırganlığına göreyiyebilirsiniz. Tabii bu saldırganlık genellikle sohbetortamlarında yapılır ki tadına doyum olmasın.

Evet dedikodu ciddi bir saldırganlık aracı.Yaşamlarında üretimden yoksun kendilerinden uzak,kendileri ile küs, kendilerini tanımayan, bilmeyen kişilerinkendilerindeki eksikliklere göre tamamlanma ve önemliolma ihtiyacı. Masummuş gibi görünen düşmanlıkla dolu ikiucu keskin bir kılıçtır dedikodu. Bugün siz birinindedikodusunu yaparsınız yarın ise sizinkini yaparlar.Bundan kaçamazsınız çünkü bireyden topluma yayılandedikodu sosyal bir olgu halini almıştır bile. Dedikodubazan belli kişilerle yapılır, bazan hiç tanınmayan kişilerle.Her iki durumda da amaç söylenenlerin yayılmasıdır. Buna ek olarak dedikodu yapılırken ortaya çıkan o sahte güvenortamı kişilere kendilerini çok da özel hissettirir. Kendileriniçok değerli hissederler o anda. Dediydi… dediydiler… dediydik… ama ben dediydim… gibi uçsuz bucaksız birşiddet aracı ile görmeyen gözlerle, akletmeyen zihinlerle, gerçeklere kapalı algılarla, katılaşmış sevgiden yoksunkalplerle konuşurlar da konuşurlar. Zevk alırlar busohbetten.

Dedikoduyu önlemenin en önemli yolu kendini tanıyıpsevmekten ve bir şeyler ortaya koymaktan geçer. Ruhunucoşturan değerler ortaya koyan kişiler barışçıl bir ruhtaşıdıklarından ne Ahmet beyle, ne Ayşe hanımla ne de birinin evladıyla dedikodu anlamında ilgilenirler. Bilinçlikonuşurlar, sorumluluk alırlar hatta bir diğer kişiyidestekleyecek nitelikte davranırlar.

Kısaca insan kendi iç dünyasının farkındalığını elinealmadıkça kendine de toplumuna da yabancılaşır. Bireydentopluma dejenerason ortaya çıkar. Bu durumda toplum da değişip gelişemez. Bir kısır döngüde mutsuz ve umutsuzyaşanıp gidilir.

Kendimizi tanıyıp, sevip, değer verip başkalarına da kendimiz gibi yaklaşmayı öğrenmek ve öğretmekdileğiyle…

Sevgiyle kalın…

Paylaş