Tüm detaylarıyla Barış Harekatına giden yol..

24

Yıllarca iş yolunda alınıp kaybedilen, mezarı bile olmayan insanlar, nüfusunun tamamı canlı canlı toplu mezara gömülen köyler, bir futbol yıldızıyken evini savunmaktan vazgeçmediği için öldürülen gencecik öğretmenler, sadece Türk oldukları için “meslektaşları” tarafından öldürülerek kuyulara atılan polisler, sığındıkları ilkokulun önünde kurşuna dizilen hamile kadın ve çocuklar, sınıfın içine atılan bombadan dolayı felç olan kadınlar…

Toplamda 2 bine yakın şehit, bazıları hala bulunamayan yüzlerce kayıp, binlerce yaralı ve hayatını tekerlekli sandalyede geçirmek zorunda kalan insanlar… Makarios’un yıllarca “kurtuluş mücadelesi” diye lanse ettiği, ucu kendine dokunmadığında “Kahraman EOKA”, ucu kendine dokunduğu zaman ise “EOKA-B” adını taktığı katiller topluluğunun 20 yıla yakın süre yaşattığı korku ve tedhiş… 20 Temmuz 1974 tüm bunların sonunun geldiği tarih. İddia edilenin ve yıllardır yürütülen propagandanın aksine, kötülüklerin başladığı değil, sonuna geldiği gün.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu Ada bizim için çok önemlidir” deyişinden yaklaşık 40 yıl sonra, Bülent Ecevit’in Başbakanı bulunduğu Türkiye Cumhuriyeti  uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarını kullanarak 20 Temmuz 1974’te adeta kaynayan Kıbrıs’a müdahale etti ve hem Kıbrıs Türkü’nü, hem de EOKA’ya bağlı kendi soydaşlarınca katledilen Rumları özgürlük ve güvenceye kavuşturdu.

Kıbrıs’ta dönüm noktası olan 20 Temmuz 1974’teki Barış Harekatı’nın üzerinden 45 yıl geçti.

Yıl 1974, günlerden ise 20 Temmuz Cumartesi’ydi. Saatler 06.20’yi gösterdiğinde Kıbrıs Barış Harekatı başladı.

Kıbrıs’taki katliama seyirci kalamayan Türkiye, meşru garantörlük ve müdahale hakkına dayanarak Barış Harekatı’nı gerçekleştirdi. Kıbrıslı Türklerin yıllardır beklediği an gelmişti.

20 TEMMUZ’A GİDEN YOL…

Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumların Enosis için yaptığı eylemler ve Kıbrıslı Türklerin buna direndiği bir ortamda kurulmuştu.

Rumların 1960 Antlaşmalarının kurduğu dengeyi değiştirmek için 21 Aralık 1963’te başlattığı saldırılara maruz kalan ve her türlü temel hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılan Kıbrıslı Türkler siyasi, ekonomik ve sosyal baskılara rağmen direnişini yıllarca sürdürdü.

Yunanistan’da darbe yapan cunta, 15 Temmuz Pazartesi günü Kıbrıs’a müdahale etti ve Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) birlikleri Rum Başkanlık Sarayı ile Başpiskoposluk Sarayı’na saldırarak Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’nin ilan edildiğini duyurdu. Kılık değiştirerek kaçmayı başarıp, halkı direnmeye davet eden Makarios ve yandaşlarının darbecilere karşı silahlı direnişe geçmesi, darbecilerin de buna sert karşılık vermesiyle Kıbrıslı Rumlar birbirini öldürmeye başladı.

Endişe, Rumlar arasındaki hesaplaşmasının son bulmasının ardından, namluların Kıbrıslı Türklere dönecek olmasıydı.

Denktaş’ın “Enosis için son adım atılmıştır. Müdahaleden başka çare yoktur” mesajını alan Türkiye, Kıbrıs’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne karşı yapılan bu saldırının önlenmesi amacıyla diplomatik her türlü yolu denedi ancak sonuç alamadı.

Yunan darbesi sonrasında Atina, Ankara tarafından resmen uyarıldı ve ültimatom verildi.

Hemen akabinde, Türk hükümeti İngiltere’ye Garanti Anlaşması’nın iş birliği yapılarak uygulanması için nota verdi.  Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Londra’ya gitti, nabız yokladı.

TÜRKİYE’NİN DİPOMATİK GİRİŞİMLERİ

Dönemin Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, 17 Temmuz’da Londra’da İngiltere Başbakanı Harold Wilson ve Dışişleri Bakanı James Callaghan ile görüştü. Ancak Garantörlük Anlaşması’na bağlı olarak adadaki oldubittiye müdahale ve ortak harekât konusunda İngilizler son derece isteksiz davrandı ve birtakım güçlükler çıkarttı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 19 Temmuz 1974 tarihli toplantısında Kıbrıs’taki durum ele alındı. Söz konusu toplantıda bir konuşma yapan devrik Cumhurbaşkanı Makarios “Yunanistan’daki askerî cunta, Kıbrıs’ın bağımsızlığına ve egemenliğine saygı göstermeksizin diktatörlüğünü Kıbrıs’a da taşımıştır. Adadaki darbe bir iç mesele değil, dışarıdan yapılmış bir istiladır” dedi. Ancak buradan bir sonuç çıkmadı.

19 TEMMUZ AKŞAMI ELÇİLİKTEN GELEN MESAJ

Kıbrıslı Türklerin lideri Rauf Denktaş, bir yandan Rumlar arasındaki gelişmeleri takip ederken, bir yandan da Türkiye’nin alacağı kararı merak ediyordu.

Beklenen telefon 19:45’te geldi.  Büyükelçi Asaf İnhan onu bekliyordu.  Denktaş’ı görünce Bayraktar’la konuşmasını kesen Asaf İnhan, “Gel bakalım Denktaş Bey, beklediğin gün geldi” dedi. İnhan’ın Denktaş’a uzattığı küçük kağıtta, 20 Temmuz sabahı çıkarmanın başlayacağı yazıyordu.

VE 20 TEMMUZ SABAHI…

Tüm tabur komutanlarına gece yarısı, 20 Temmuz sabahı saat 04.30’dan itibaren Türkiye’nin havadan ve denizden çıkarma yapacağı haberi verildi. Ancak Genelkurmay Başkanlığı’nın son mesajında harekatın saat 05.00’te başlaması emredildi.

Yapılan planlamaya göre Hava İndirme Tugayı’nın kabul ekibi 04.30’da ineceğinden Pınarbaşı (Kırnı) Havaalanı süratle kullanılabilir hale getirildi. Ancak Türkiye ile Kıbrıs arasındaki saat farkı hesaba katılmadığından, 03.30’da gelen uçağa işaret verilmedi ve uçak geri döndü.

Harekat saati 05.00 diye bildirilirken Türkiye’de uygulanan ileri saat uygulaması mı, yoksa Kıbrıs’ta uygulanan saat mi olduğu belirtilmediğinden Türk Yönetimi Başkanı Rauf Denktaş, saat 05.00’te Bayrak Radyosu’ndan yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adanın 4 tarafından indirme ve çıkarma yapmaya başladığını şu sözlerle duyurdu:

“Bugün, bu anda kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs’ın her yanında havadan ve denizden çıkarma yapmaktadır. Gazanız mutlu olsun.”

Ancak saat farkı nedeniyle Denktaş’ın mesajı erken yayınlanmış oluyordu. Görünürde ne bir uçak, ne de çıkarma olduğuna dair bir işaret vardı.  Çıkarma, Denktaş’ın mesajından bir saat sonra başladı. Denktaş, bekledikleri o bir saati, “hayatımın en uzun bir saatiydi” diye tanımlamıştı.

Denktaş şöyle anlatıyordu o anki duygularını; “Yaklaşık bir saat sonra derinden top sesleri duyuldu.  Hemen arkasından Gönyeli ovalarına yağan paraşütler.  Etrafa baktım, ağlayanlar, toprağı öpenler vardı. Ben de ağlamaktaydım”.

İLK TÜRK BAYRAĞI SAAT 09.00’DA ÇEKİLDİ

Ve Türkiye, saat 06.20’de, Londra ve Zürih antlaşmalarından doğan meşru garantörlük ve müdahale hakkına dayanarak Kıbrıs harekatını başlattı. Türk Hava Kuvvetleri, adadaki askeri hedeflere hava taarruzu düzenledi.

Nakliye uçakları Hava İndirme Tugayı birliklerini paraşütle atmaya başladı. Rumların yoğun olarak yaşadıkları bölgelere uçakla İngilizce ve Rumca yazılı broşürler atıldı. Bu broşürlerde, Rum halkı direnişten vazgeçmeye, Rum askeri de teslim olmaya davet ediliyordu.

Donanma topçusu saat 06.40’ta, Girne açıklarından Beşparmak dağı yamaçlarındaki hedefleri ateş altına aldı. Ve ilk birliği taşıyan LCM-8, saat 08.30’da, daha sonra Yavuz Çıkarma Plajı olarak isimlendirilen Pladini bölgesine çıktı. Çıkarma dalgaları art arda devam etti. Saatler 09.00’u gösterdiğinde, ilk Türk bayrağı sahil gerisindeki iki katlı bir binaya çekildi. Plajın emniyeti sağlandıktan sonra 50. Piyade Alayı karaya çıktı ve plaj kara birliklerine devredildi.

TÜRKİYE’DE DURUM

Bülent Ecevit, harekatın başlamasının hemen ardından saat 06.10’da yapığı konuşmada Kıbrıs’a müdahale ettiklerini şu sözlerle duyurdu:

“Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs’a indirme ve çıkarma harekâtına başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki, kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Bu karara ancak tüm politik ve diplomatik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık. Tekrar bu harekâtın insanlığa, milletimize ve bütün Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim. Allah’ın milletimizi ve insanlığı felaketlerden korumasını dilerim.”

TBMM, 20 Temmuz’da saat 15.00’te olağanüstü ve gizli toplandı. Ecevit, 19.05’e kadar süren bu oturumda, Kıbrıs’ta Yunan darbesi sonrasında müdahalenin kaçınılmaz olduğunu yineledi. İngiltere, ABD ve BM ile yapılan temasları da paylaşan Ecevit, “Elbette ki bize Kıbrıs’a çıkarma yapmamız için yeşil ışık yakmış değillerdi ama ortada kırmızı ışık da pek görünmüyordu” dedi.

BM GÜVENLİK KONSEYİ’NİN 353 SAYILI KARARI

15 Temmuz darbesi sonrasında pek bir şey yapmayan BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs harekatının ilk günü aldığı 353 sayılı kararla, tarafları ateşkese, adadaki bütün yabancı kuvvetleri geri çekilmeye ve bütün ülkeleri Kıbrıs’ın egemenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygıya davet etti.

Kararda, “Uluslararası güvenlik ve barış için ciddi tehlikeye yol açan ve bölge üzerinde olağanüstü infiale müsait bir ortam yarattığından Birleşmiş Milletler ciddi bir endişe duymaktadır… Tüm devletlerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne saygı duyması gerekir… Yabancı askeri müdahaleye derhal son verilmelidir” denildi.

ATEŞKES ANLAŞMASI VE CENEVRE DEKLARASYONU

Türkiye 22 Temmuz’da saat 17.00’de ateşkes kararı aldı. Akşam ateşkes yürürlüğe girdiğinde Türk Kuvvetleri, Girne-Lefkoşa arasını kontrol altına almış, Lefkoşa Türk kesiminin denizle bağlantısı sağlanmış ve Girne kıyılarında da bir genişleme yapılmıştı. Girne’de kalan son direniş ancak 23 Temmuz’da kırıldı ve Türk bayrağı saat 14.00’te Girne Kalesi’ne dikildi.

Türkiye, İngiltere ve Yunanistan Dışişleri Bakanları bir araya geldi ve Cenevre’de beş gün devam eden toplantılar neticesinde Cenevre Deklarasyonu yayınlandı. Yapılan anlaşmayla Rum-Yunan ablukası altında bulunan Türk bölgeleri serbest bırakılacak ve bu bölgeler Birleşmiş Milletler Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP) tarafından korunacaktı.

VE AYŞE TATİLE ÇIKAR…

Yapılan bu anlaşma sonrasında İkinci Cenevre Konferansı da 8 Ağustos 1974 tarihinde yine aynı yetkililer arasında toplandı. Bu toplantı esnasında daha önce alınan kararlara Rumların uymadıkları ortaya çıktı.

Yapılan anlaşma hilafına Rum ve Yunan askerî güçlerinin Türk bölgeleri etrafındaki kuşatması devam ederken Rumların ayrıca bu bölgeleri mayınladıkları da anlaşıldı.

Ve 14 Ağustos 1974 günü Cenevre’de sürdürülen görüşmelerin de başarıya ulaşamayacağı anlaşılınca dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit’i arayarak harekatın ikinci safhasının başlamasını sağlayacak parolayı söyledi: “Ayşe tatile çıksın”…

14 Ağustos sabahı Barış Harekatı’nın ikinci safhası bu parolayla başladı.. Üç gün sonra, 16 Ağustos’ta ateşkes ilan edildiğinde, Türk kuvvetleri bugün KKTC topraklarını oluşturan bölgeyi kontrol altına almış durumdaydı.

‘Ayşe tatile çıktı’ parolasıyla başlatılan ve adadaki Türklerin uğradığı zulmü ortadan kaldırmak için Türk Silahlı Kuvvetlerince gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı 45’inci yılına girdi. İşte, üzerinden 45 yıl geçen Kıbrıs Barış Harekatı hakkın detaylar…

Fotoğraf: Türkiye’nin çeşitli yerlerinden gelen yaklaşık 150 bin kişi, 12 Haziran 1958 tarihinde Anıtkabir’de toplanarak Atatürk’ün manevi huzurunda Kıbrıs davası için and içti.

2

undefined

Kıbrıs Barış Harekatı’na zemin hazırlayan gelişmeler 1959’da başladı. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın 1959’da imzaladığı Zürih ve Londra anlaşmalarıyla bu ülkelerin garantörlüğünde Türk ve Rum halklarının eşitliğine dayalı Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Fotoğraf: 27 Mayıs İhtilali Sonrası karşı ordunun ülke yönetimine el koyması sonrası Ankara sokaklarında vatandaşlar ihtilali kutladı.

3

undefined

Rumlara ait silahlı gruplarca 1963’ten itibaren gerçekleştirilen saldırılar sonucu Kıbrıs Türkleri, ülke yönetiminden baskı ve zulümle uzaklaştırıldı. Adayı Yunanistan’a bağlama hedefine ulaşmak isteyen Rumların yürüttükleri saldırılar ve ambargolar 1963-1974 yılları arasında artarak devam etti.

Fotoğraf: 1960’lar… Başbakan İsmet İnönü, Sağlık ve Sosyal yardım Bakanı Kemal Demir ile Kıbrıs’tan gelen yaralıları hastanede ziyaret ediyor.

4

undefined

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük ve beraberindeki heyet ile Başbakan İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti arasındaki resmi görüşmeler Ankara’da yapıldı.

Fotoğraf: 1963 yılı… Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük ve beraberindeki heyet ile Başbakan İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti arasındaki resmi görüşmeler Ankara’da yapıldı.

5

undefined

EOKA-B liderlerinden Nikos Sampson, Yunanistan’da iktidarda bulunan cuntanın desteğiyle gerçekleştirdiği darbeyle 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi. Adadaki darbe haberi Ankara’ya ulaşınca Milli Güvenlik Kurulu toplandı.

Fotoğraf: 1963 yılı… Kıbrıs’ta Türklere yönelik şiddet eylemleri Ankara’da protesto edildi.

6

undefined

Başbakan Bülent Ecevit, toplantının ardından Türk Silahlı Kuvvetlerine Kıbrıs’a müdahale ihtimaline karşı hazırlık yapılması yönünde talimat verdi. Dünya kamuoyunun Kıbrıs’taki askeri yönetime tepkileri de Türkiye’nin lehine bir ortam yaratıyordu. Türkiye, adaya ortak müdahalede bulunulması için garantör devletlerden İngiltere’nin kapısını çaldı. İngiltere’ye, iki garantör devlet olarak adaya müdahale önerildi. Londra’ya giden Bülent Ecevit’in teklifi, İngiltere Başbakanı tarafından kabul görmedi.

Fotoğraf: 1963 yılı… Dönemin Başbakan’ı İnönü Kıbrıs’ta yaralananları hastanede ziyaret etti. Rum saldırıları sonucu yaralanan Kıbrıs Türklerinden Ankara’da tedavi altına kız çocuğu hastanede.

7

undefined

Bu arada, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırdı. 18 Temmuz’da Ecevit, Londra’da ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile görüştü. Öte yandan Kıbrıs’ta, “Yeşil Hat”ta hava gerginleşti. TBMM, olağanüstü toplantıda, Kıbrıs’ta darbe sonucu ortaya çıkan durumu görüştü. 19 Temmuz’da Sisco, Atina’dan Ankara’ya geldi. Sisco’nun Atina nezdindeki girişimlerinden sonuç alınamayacağı anlaşıldı.

Fotoğraf: 1963 yılı… Dönemin Başbakan’ı İsmet İnönü, Kıbrıs’ta Rum saldırılarına karşı alınacak önlemler konusundaki toplantıya katılmak üzere Genelkurmay Başkanlığı’na geldi.

8

undefined

Aynı gün Deniz Kuvvetleri Komutanlığına ait bir filo, çıkarma gemileriyle Akdeniz’e açıldı. Kıbrıs Barış Harekatı, TSK’ye bağlı birliklerin Lefkoşa-Hamitköy-Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine hava indirme, Yavuz Plajı’na denizden çıkarma yapmasıyla 20 Temmuz’da başladı. Harekatın parolası ise “Ayşe tatile çıksın” olarak belirlendi. Ayşe, Cenevre konferansına katılan dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızının adıydı.

Fotoğraf: 1963 yılı… Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, Kıbrıs’ta Rumların saldırısında yaralanıp, Türkiye’ye getirilen Türkleri askeri hastanede ziyaret etti.

9

undefined

Bülent Ecevit, harekatın başladığını, “İnsanlığa ve barışa büyük bir hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz.” sözleriyle duyurdu.

Fotoğraf: 1963 yılı… Öğrenciler Ankara Zafer Anıtı önünde toplanarak, Rumların Kıbrıs Türklerine karşı giriştiği katliamı protesto etti.

10

undefined

Türk uçakları 21 Temmuz’da, Rum mevzilerine karşı harekete geçti. 4’üncü Paraşüt Taburu ile birleşen Kıbrıs Türk Kuvvetleri, Lefkoşa Havalimanı ile Kaymaklı bölgesine taarruza başladı. 2’nci ve 3’üncü komando taburları Zeytinli istikametinde ilerledi. Kocatepe muhribi ise haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden dolayı Türk uçaklarınca batırıldı.

Fotoğraf: 1963 yılı… Kıbrıs’ta Rumların saldırısında yaralanan 23 Türk askeri uçakla Ankara’ya getirildi. Yaralılar Ankara Hastanesinde tedavi altına alındı.

11

undefined

Harekatın ikinci günü, 3’üncü Paraşüt Taburu’nun taarruzu sonucu Deliktepe düştü. Girne’ye giren Türk birlikleri Lefkoşa’ya yöneldi. Bu sayede Lefkoşa-Girne hattı birleştirildi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çağrısı üzerine Türkiye, 22 Temmuz saat 17.00’den itibaren harekata son verdi.

Fotoğraf: 1964 yılı… Beyazıt Meydanı’nda Kıbrıs Mitingi yapıldı. Kıbrıs Adası’nın tamamının Türkiye’ye bağlanmasını isteyen katılımcılar, Yunanistan ile Rumlara karşı slogan attı.

12

undefined

ABD ve İngiltere dışişleri bakanlıklarının yetkilileri aracılığıyla Türkiye ile Yunanistan arasında ateşkes anlaşmasına varıldı. Yapılan harekatla Lefkoşa-Girne karayolunun denetim altına alınmasıyla Lefkoşa’nın Türk kesiminin denizle bağlantısı sağlandı. Bunun dışında kalan başta Magosa olmak üzere diğer yerleşim bölgelerinde ise Türklerin güvenliği tam olarak sağlanamadı.

Fotoğraf: 1964 yılı… Kıbrıs konusunda görüşmelerde bulunmak üzere, ABD Başkanı’nın özel uçağı ile Amerika’ya giden Başbakan İsmet İnönü, havaalanında Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından uğurlandı.

13

undefined

Bu arada harekatın başlamasıyla İstanbul, Ankara, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Adana, İçel ve Hatay’da sıkıyönetim ilan edildi. 20 Ağustos’tan itibaren bu illere Antalya da eklendi. Yunan cuntasının işbaşına getirdiği Nikos Sampson, 22 Temmuz’da cumhurbaşkanlığından istifa etti. Harekatta 3 gün içinde 57 şehit verildi, 184 asker yaralandı.

Fotoğraf: 1964 yılı… Kıbrıs’ta Türklere Rum saldırısını önlemek için düzenlenen harekatta şehit olan pilot yüzbaşı Cengiz Topel için Ankara’da tören düzenlendi. Topel’in naaşı daha sonra defnedilmek üzere İstanbul’a gönderildi.

14

undefined

Yunanistan’da sivil yönetimin iş başına gelmesinin ardından 25 Temmuz 1974’te Kıbrıs barış görüşmeleri Cenevre’de başladı. Türkiye, Yunanistan’a Kıbrıs’ta federasyon sistemini önerirken TSK da 26 Temmuz’da Girne’nin 5 Mil Plajı’na asker ve malzeme yardımı için çıkarma yaptı.

Fotoğraf: 1964 yılı… BM’nin Kıbrıs Arabulucusu Galo Plaza Ankara’da temaslarında Başbakan İsmet İnönü ile görüştü.Görüşmede Başbakan Yardımcısı Kemal Satır, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin ve Büyükelçi Fuat Bayramoğlu da bulundu.

15

undefined

Türk birliklerinin Kıbrıs’ta yerleşim alanları genişlerken 30 Temmuz’da Cenevre’deki görüşmeler sona erdi. Taraflar ateşkesin sürmesini istemesine rağmen 6 Ağustos’ta takviyeli Rum birlikleri, Girne’nin batı kesiminde saldırı başlattı. Saldırıyı püskürten Türk birlikleri, Rumların ateşkese uymaması sonucu Lapta’yı ele geçirdi.

Fotoğraf: 1965 yılı… Başbakan Suat Hayri Ürgüplü, Nihat Erim başkanlığında toplanan Dışişleri karma komisyonunda, Kıbrıs konusundaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Toplantıya Dışişleri Bakanı Hasan Esat Işık da katıldı.

16

undefined

Taraflar barış koşullarını tekrar görüşmek üzere Cenevre’de ikinci defa bir araya geldi. Görüşmelere Kıbrıs Türk Halkı Lideri Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum Halkı Lideri Glafkos Klerides katıldı. Kıbrıs Türklerini temsil eden heyet, adanın yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, iki kesimli bir federasyon kurularak Türk tarafına yüzde 34 toprak bırakılması gerektiğini belirtti. Rumların ve Yunanistan’ın buna yanaşmaması üzerine 8-13 Ağustos tarihlerindeki konferans sona erdi.

Fotoğraf: 1974 yılı… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Lideri Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum Kesimi Lideri Makarios’un buluşması sırasında Ada’da güvenliği sağlayan Kanadalı bir Birleşmiş Milletler askeri.

17

undefined

Takvimler 14 Ağustos’u gösterdiğinde Kıbrıs’ta ikinci harekat başladı. Harekatın amacını ise doğuda Magosa ve batıda Lefke’ye kadar olan bölgelerin, Rum işgalinden kurtarılması oluşturuyordu. Türk birlikleri 15 Ağustos’ta Magosa’ya girdi. Batıda ise Lefke yönünde Mitri alındı. Harekatın son günü olan 16 Ağustos’ta Lefke ve Omorfo alındı, Lefkoşa bombalandı. Sonrasında ilan edilen ateşkes 6 saat sürdü. Rumların açtığı ateşe, Türk birlikleri karşılık verdi.

Fotoğraf: 1974 yılı… Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ateşkesi ihlal eden Karava ve Lapta’da Rum güçlerine karşı girişilen harekat.

18

undefined

Magosa’ya 15 kilometre uzaklıktaki Türklere ait Atlılar Köyü’nde Rumlar tarafından yapılan katliam ortaya çıkarıldı. Bir çukura gömülü 57 Türk’ün cesedi bulundu. 22 Ağustos’ta Yeşil Hat üzerinde esir değişimi yapılırken 29 Ağustos’ta Yeşilırmak Köyü tamamen Türklerin kontrolüne geçti. 1 Eylül’de ise Magosa’ya bağlı Muratağa ve Sandallar köylerinde 88 kişinin yakılarak çukura gömüldüğü anlaşıldı. 16 Eylül’den itibaren Rum ve Türk tutsakların değişimi işlemlerine başlandı.

Fotoğraf: 1974 yılı… EOKA’cı sivil giyinmiş Yunan askerleri, Türk komandolar tarafından teslim alındı.

19

undefined

Harekatın başarıyla sonuçlanması sonrasında, 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu, devlet başkanlığına Rauf Denktaş getirildi. 15 Kasım 1983’te ise Mecliste alınan kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Fotoğraf: 1974 yılı… Türk Askeri Kıbrıs Barış Harekatı’nda cephede.

20

undefined

20 Temmuz 1974 tarihinde gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı’a katılarak gazi olanlar, o günlerdeki anılarını 45 yıl sonra paylaştı.

Fotoğraf: 1974 yılı… Türk Askeri Kıbrıs Barış Harekatı’nda tank üzerinde zafer pozu verirken.

21

undefined

Savaşın başlama sebebi ile ilgili bilgi veren Samsun Muharip Gaziler Derneği Başkanı ve aynı zamanda Hava İndirme Tugayı Paraşüt Taburunda görev alan Ahmet Diril (65), “15 Temmuz 1974’te ‘Enosis’ hayranları olan Yunanistan taraftarları Rum taraftarları olan EOKA’cılara darbe ile ihtilal yaptılar. Bu darbe neticesinde Kıbrıs’taki yönetimi ele geçirerek buradaki bizim soydaşlarımıza katliam yaptılar. Yaşlısından, genç insanlara kadar herkese dozerlerle katliamlar yaparak toprağın altına gömdüler. Bundan 45 sene önce yapılmış bu katliam tarihin canlı derinliklerinde yer almaktadır. Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımızın can güvenliğini sağlamak için havadan indirme, havadan atma, denizden çıkartma şeklinde harekat gerçekleştirilmiş ve Türk askerinin üstün cesaret göstermesi sonucunda oradaki soydaşlarımızın mal ve can güvenliği sağlanmıştır. Kıbrıs barış harekâtı adada yaşayan bütün insanlığa barış getirmiştir. Eğer ’Enosis’ hayali gerçekleşmiş olsaydı bugün bile adada Rum varlığından söz edilemezdi. O yüzden ‘barış harekatı’ şeklinde bu isim telaffuz edilmektedir” dedi.

Fotoğraf: 1974 yılı… ANKA Ajansı muhabiri Adem Yavuz, Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Cengiz Kapkın ve Ergin Konuksever’le birlikte Rumlar tarafından tutsak edildi, gözleri bağlıyken ateş edilerek yaralandı. Yavuz, 26 Ağustos’ta Adana Tıp Fakültesi Hastanesi’nde vefat etti. Cenazesi 27 Ağustos 1974 tarihinde Ankara Maltepe Camii’nden kaldırıldı.

22

undefined

Hava İndirme Tugayı Paraşüt Taburunda onbaşı olarak görev yapan Bilal Ersoy, “19 Temmuz Cuma günüydü. Kayseri de eğitim alıyordum. Askerde öğle saatlerinde bizi topladılar. Merak ediyorduk çünkü gelişmelerden haberimiz yoktu. Komutanımız bize ‘Kıbrıs’ta ki soydaşlarımıza katliam yapıyorlar. Buraya çıkarma yapacağız’ dedi. Biz de bir heyecanlı silah bakımını yaptık. Askeri tesisatlarımızı hazırladık. Gece saat 04.00’e alarm kurduk. Alarm çaldığında ise paraşütlerimizi kuşanıp Kayseri Erkilet Havaalanı’na geldik. Ben 1’inci adamdım. Uçaktan atlayacak ilk kişiydim. Uçak adaya girmeye başladı. Yukarıdan bir baktım ki Kıbrıs toz duman içindeydi. Uçaktan atlayınca aşağıda biraz dinlenmek istedim. Karşıma Beşparmak Dağları’nı aldım. Tam 30 metre yakınıma top mermisi düştü. Sonra topluluk olarak kasaba gibi bir yere gittik. Orada gezinirken kasaba boştu. Bir mağaranın önünde durduk. Mağaranın içine sivil halk dolmuş. Bizi Rum askeri zannetmişler. O kasaba olduğu gibi mağaraya dolmuştu. Biz kasabayı emniyet altına aldık ve insanlar evlerine yerleşti. O günün akşamı Beşparmak Dağları’na taarruz yapacağız. Beşparmak Dağları’nda ilerlerken komutanız ‘şurada 5 dakika dinlenelim’ dedi. Tam dinlenirken içimize iki tane havan topu düştü. 6 şehit verdik orada. Komutanımız havan mangasını çağırdı. Beşparmak Dağları’na havan kurduk. Ben mermileri hazırlarken tam karşıdan bana bir ateş geldi. Karın boşluğumdan ve dizimden vuruldum. Beni arabaya koyduklarında bilincim kapalıydı. Sonra gözlerimi açtığımda bir hemşirenin bana kalp mesajı yaptığını gördüm. O an sordum ‘ne yapıyorsun’ diye. ‘Senin kalbini çalıştırmaya çalışıyoruz’ dedi. O andan sonra gazilik şerefine eriştim” şeklinde konuştu.

Fotoğraf: 1974 yılı… Kıbrıs Barış Harekatı’nda çıkartma yapan Türk askerleri.

23

undefined

Çok zor şartlar altında savaştığını ifade eden Gaziantep 5. Zırhlı Tugay Komutanlığında asker olan Fahri Çamur (65) ise “Komutanımız adada darbe yapıldığını, katliamların başladığını, müdahalenin kaçınılmaz olduğunu, bu nedenle ile Kıbrıs’a hareket edeceğimiz söyledi. Kıbrıs’a giderken bir haber geldi: ‘Düşman bütün silahlarını Girne Limanı’na çevirmiş, buraya çıkmayın vurulursunuz.’ Bir müddet sonra Kıbrıs’ın batı kesimlerine doğru ilerledik. Girne’de 4 gün savaştık. Arkamız deniz, önümüz düşman, karşımız düşmanın bulunduğu Beşparmak Dağları’ydı. Çok zor şartlar altında savaştık. 24 Temmuz öğleden sonra Girne savaşları bitince boğaza girme emri geldi. Boğazın doğu kısmında Rum birlik ordusu toplanmıştı. Sadece gece çatışmaları yaşadık. Bu sırada barış görüşmeleri devam ediyordu ancak görüşme sonuç vermeyince ‘Ayşe Tatile Çıkabilir’ sloganı ile 2. bir çıkartma haberi geldi. Hamitköy, Kuzey Lefkoşa, Değirmenlik gibi yerler Türklerin sıkıştırıldığı bölgelerdi. Özellikle Değirmenlik bölgesini çatışarak ele geçirdik. Samsunlu bir arkadaşım şehit oldu. 5 arkadaşım da yaralandı. Çatışma azalınca baktım bir arkadaşım şok geçiriyor, bir arkadaşım üstü başı yanmış, bir arkadaşımın üstü başı kan içinde oradan bir dedi ki, ‘Komutanım vatan için canımız feda olsun.’ O anı unutamıyorum” diye konuştu.

Fotoğraf: 1974 yılı… Türk Askeri Kıbrıs Barış Harekatı’nda gemiye binerken.

Paylaş